<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758</id><updated>2011-07-28T14:29:45.952+03:00</updated><category term='Kitap Kritik'/><category term='Film Kritik'/><category term='Müzik Şeysi'/><category term='Tanım'/><category term='God Of War'/><title type='text'>HİÇLİĞE YAPACAĞIMIZ İNİŞ BAŞLAMIŞTIR!!!</title><subtitle type='html'>LÜTFEN KEMERLERİNİZİ BAĞLAYIN!!!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>16</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-4325683459503305931</id><published>2010-07-12T20:52:00.003+03:00</published><updated>2010-07-12T20:53:25.234+03:00</updated><title type='text'>Sonisphere Festival 2010 - İstanbul Kritik</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span mce_ style="font-size:10pt;"&gt;&lt;b&gt;Sonisphere Festival 2010 - İstanbul Kritik&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle; width: 498px; height: 331px;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs023.ash2/34512_405535040938_195334510938_4482223_2704114_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs023.ash2/34512_405535040938_195334510938_4482223_2704114_n.jpg" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yıllardır ülkemizde Heavy Metal'in ağır toplarını görebilmek neredeyse imkansızdı.&lt;br /&gt;Ama son yıllarda organizatörler bu işte ekmek var deyip bizleri sömürmek adına sağolsunlar bu grupları getiriyorlar.&lt;br /&gt;Şöyle bi baktığımızda kimler gelmiş gitmiş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Judas Priest&lt;br /&gt;Scorpions&lt;br /&gt;Whitesnake&lt;br /&gt;Def Leppard&lt;br /&gt;W.A.S.P.&lt;br /&gt;Dio&lt;br /&gt;Manowar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece birkaçını saydım. Arttırmak serbest :P&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sonisphere dediğimiz bu şey 11 ülkede gezici festival olarak nam salmış bir oluşum.İlki geçen sene yapılmış ve bu sene de bizi de ziyaret ettiler.Tabi her ne kadar  bir Download Fest, Rock Am Ring, Wacken kadar olamasalar da büyük bir yükün altından kalkıyorlar.&lt;br /&gt;Herhangi bir ülkeye getirdikleri grubu başka bir organizasyon zar zor getirirken bu arkadaşlar 11 ülkeye götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Festivalin bu seneki ayağında başı çeken grup çoğu yerde Metallica diğer yerlerde Iron Maiden.&lt;br /&gt;Metallica gittiği ülkelere special guests i Heaven And Hell i de götürecekti fakat Ronnie James Dio' yu kaybettiğimizden ötürü bu gerçekleşmedi. Buradan kendisini yine saygıyla anıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;25.06.2010 İlk gün:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs049.ash2/35798_403885425938_195334510938_4439444_6085259_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs049.ash2/35798_403885425938_195334510938_4439444_6085259_n.jpg" height="275" width="414" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu yazıyı okuyan herkes festival programını bildiği için yazma gereği duymadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün işlerimden dolayı biraz geç gittim. Saat 19.00 gibi tribündeki yerimi aldım. Daha doğrusu boş bulduğum yere oturabildim. Herkes kafasına göre oturmuştu. Alice in Chains i ucundan yakaladık. Ne yalan söyleyim pek dinlemedim kendilerini. Bi Man in The Box bilirim başka bişey bilmem :p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afro-Amerikan bir vokale sahipler William Duvall. Vokali iyi güzel hoştu. Grubun seyirciyle pek bir etkileşimi olmadı. Bilindik İstanbul lafları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse günün headliner ı Rammstein a sıra gelmişti. Sahneye siyah perde indirip hazırlıklara başladılar. Elemanlar şarkıya girer girmez perde indi arkasından Almanya bayrağı seyirtti.  Demekki kollarında kolpadan kırmızı bant taşıyor arkadaşlar. Tüm stat kendisini Alman hissetmediyse na böyle oliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rammstein da pek dinlemem icabında. Haliyle ergen metalci kardeşlerimiz çokçaydı. Her ne kadar şarkıları bilip huaaa diye çığırsa da millet bi kaç şarkı dışında eşlik edemediler.  Almanca yani boru değil bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendime söyleyeyim böyle alevli ışıklı patlangaçlı gösteriler filan. Sahnede adam yakmalar, tüfekle havai fişek atmalar, arkada bomba patlar gibi patlıyo ama bi çıktısı olmayan bişeyler..  Finali de bildiğimiz çimento harç aracının ince uzun versiyonuyla millete köpük attırmayla bağladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzikal olarak bi boka yaramayan grup afedersiniz. Gaza gelmeniz bunun iyi olduğunu göstermez. zaten millet onca şovu görünce gitaristlerin yardırmaya çalıştıklarını şeyine takan olmadı. Bu grupta kendisini müzikle değil şovla satıyor. İyi de beceriyolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet 2. biss i beklerken çıktım eve geldim. Öyle birşey olmamış tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;26.06.2010 2. gün:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs016.snc4/34186_134363206587592_125374114153168_274581_7529693_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs016.snc4/34186_134363206587592_125374114153168_274581_7529693_n.jpg" height="278" width="370" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;1. güne göre daha güneşli bir hava vardı. Saat 16.00 ya yaklaşırken stada giriş yaptık. Murder King' in sonuna yetişmiştim. Bildiğimiz MK işte konuşulacak fazla birşey yok. Arkasından Danimarkalı Volbeat çıktı. Gerçekten iyi bir performans sergilediler. Johnny Cash' i andılar sağolsunlar varolsunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volbeat' ten sonra festival için abes kaçtığı düşünülen Hayko sahne aldı. Valla ne yalan söyleyeyim anlamsız screamlardan başka bişey anlamadım. Bazı true metalcilerin protestosu olmadı değil. Tabi Hayko da lafını esirgemedi. Manowar çıkana kadar, süremiz yettiğince çalmak zorundayız dedi vesselam. Belki kitlenin gönlünü alırım diye Dio tşörtleri çekmişler. Güzel bişey tabi bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra geldi Manowar' a.. Seyirciyle etkileşimleri gayet iyiydi. İyi de çaldılar, ses sisteminde fazla aksaklık çıkmadı. Eric' in mikrofona çok yüklenmiş olacaklarki&lt;br /&gt;çoğu zaman enstrüman seslerini bastırdı. Joey De Maio mikrofonu aldı eline yine sallayıp durdu ona buna şuna. Türkçe yaptığı konuşma kitleyi bayağı bi azdırdı. Halbuki Manowar nereye gitse o memleketin diliyle konuşuyor. Bizlere has birşey değil yani. Ronnie James Dio' yu anmaları güzel bir olaydı. Heaven And Hell kavırıyla iade-i itibar yaptılar bir nevi..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs128.snc4/36777_134376709919575_125374114153168_274876_7686940_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs128.snc4/36777_134376709919575_125374114153168_274876_7686940_n.jpg" height="267" width="401" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Arkasından Accept sahne aldı, Manowar' a ayıp olmasın diye stadı terkeden true metalci kardeşlerimiz neyi kaçırdıklarını öğrenmişlerdir umarım. Metal Heart ile yaptıkları giriş bizi bizden aldı. Mark Tornillo gayet UDO çakması göründü gözüme. Giyim kuşam filan. Setlist tamamen UDO döneminden oluşuyordu. Bence Mark hakkını da verdi. Arada sırıtsada iyi iş çıkardı. Arada bi bas solo bi gitar solo vardı. Davul solosu da olması gerekiyordu. Bence bizimkiler ağa saat geç oldu diyip programdan kıstılar. Turn Me On' u çalıyorlardı çünkü, en çokta onu bekliyordum. Yoksa çalarlardı eminim. 2 kez biss yaptılar. Tam bir HardnHeavy kapanışı oldu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yine çileli bir şekilde evimize döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;27.06.2010 3. gün:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs023.ash2/34512_405535045938_195334510938_4482224_4319116_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs023.ash2/34512_405535045938_195334510938_4482224_4319116_n.jpg" height="323" width="486" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;Big Four sebebiyle biraz erken gitmek mecburiyetindeydim. Çünkü kimse koltuk sırası dinlemiyor, bulduğu yere oturuyordu. Güvenliğin bu konuda ne bir yaptırımı ne de bir uyarısı oldu. Gittik bulduk yerimizi. Foma ya yetişebildim. Pek alakadar olamadım. Hava diğer günlere göre daha yakıcıydı. Herkes heyecanla Anthrax' ı bekliyordu. Ses sisteminin aksaklıkları kendini göstermeye başlamıştı. Scott Ian o kadar kendini yırttı fakat ses sistemi yüzünden fazla birşey alamadık kendisinden. Tekrar geleceklerini belirttiler sağolsunlar. Sahneden indikten sonra herkesi sabırsız bir bekleyiş aldı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs015.snc4/34100_405536960938_195334510938_4482325_7139342_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs015.snc4/34100_405536960938_195334510938_4482325_7139342_n.jpg" height="238" width="358" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sıra Megadeth' de idi. Soundcheck ile bayağı uğraştılar diğer gruplar gibi. Sonra Dave abiyi gördük çekmiş beyaz gömleğini. Her zamanki kuul tavırlarıyla sahnede ordan oraya yürüyordu. Bildiğimiz gibi Holy Wars ile giriş yaptılar. Ama ses o kadar cılız ki şarkıyı bilmesek bi bok anlamayacağız. Chris Broderick yardırıyodu fakat duyana aşk olsun. Seyirciyle etkileşimi en iyi olan Chris' ti. David Ellefson da ondan geri kalmadı. Dave sinirden ne yapacağını bilemiyordu tabi. Setlist tamamiyle hitlerden oluşuyordu. Böyle bir setlisti başka Megadeth konserlerinde göremezsiniz. E artık Dave in canına tak dedi gitarıyla amfiyi devirdi. Adam haklı beyler.. Zaten adam güneş yüzünden gözünü açamadı hiç. Allah' tan bize giydirip gitmedi.&lt;br /&gt;Elimizden geldiğince kendisini memnun etmeye çalıştık.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs046.snc4/34662_405535850938_195334510938_4482259_6969604_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs046.snc4/34662_405535850938_195334510938_4482259_6969604_n.jpg" height="234" width="353" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;Sıra Slayer ile kudurmaya gelmişti. Megadeth' e göre ses sistemi biraz daha iyiydi. Tom Araya rahatsızlığından dolayı hb yapamadı canı sağolsun. Pis pis sırıtıp durdu konser boyunca. Kerry de ne kafa varmış yalnız, salla salla biz sallabaş olduk. Sıcaklığın verdiği yorgunluktan mıdır nedir, Slayer' da görmek istediğim kitleyi göremedim pek. Konserleri iplemez bi tavırla izlediğim için yorgunluktan oturup öyle izledim kısmen.. Müzikten alabildiğinizi alabiliyorsanız nasıl izlerseniz izleyin sorun yok.&lt;br /&gt;Deneyin faydalarını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slayer' da indikten sonra milletin aylarca beklediği Metallica sahneye çıkacaktı. Sahneye atlayan her görevlide hurraa çeken kitleye bir anlam veremedim pek. Geçen arada ne yapalım ne edelim diye düşünen kitle meksika dalgası yapmaya başladı. Bokunu çıkarana kadar yaptılar. Önümdeki İsrailli lavuğu bile gaza getirdiler, daha ne diyeyim. Maça gelmiş gibi Metallica' ya tezahürat etmeleri de işin cabası..&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;img style="vertical-align: middle;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs022.ash2/34444_404734295938_195334510938_4464951_3542132_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/hs022.ash2/34444_404734295938_195334510938_4464951_3542132_n.jpg" height="266" width="397" /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Görevlilerin itinayla boşalttırdığı merdiven boşluklarında artık adım atacak yer kalmamıştı. Herkes konser öncesi gerekli yiyecek içecek stokunu yapıyordu.&lt;br /&gt;İyi, Kötü ve Çirkin' in son sahnesi ekranlarda gösterildikten sonra Metallicağa Creeping Death ile sahneye çıktı. Tabi benimde artık bazı ihtiyaçlarımı gidermem gerekiyordu. Metallica çıkmış arkadaş, bütün tuvaletler, standlar bomboş. Lavaboya girmemle Fade To Black' i duymam kendimi bir garip hissettirdi. Ne yalan söyleyeyim Metallica nın en sevdiğim şarkısıdır. Fazla da münasebetimiz olmaz kendileriyle. (Böyle belirtince metfan olmadığım belli olsun dimi canlarım benim ahah)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;James yine her zamanki şebekliklerini yapıyordu. Setlist gayet hoştu, eskilerden çalıyolardı. Kirk Hammet iyi öttürüyordu. Basçı Rob mudur nedir, bass solo&lt;br /&gt;atıyordu herhalde 2 notaya basıp durdu. Ses sistemi fevkaledenin fevkindeydi. Pek içerledim yalnız. Death Magnetic turu olmasına rağmen albümden en fazla 3 şarkı çalıyorlardı. Biss e çıktıktan sonra Budgie' ye selam edercesine Breadfan' ı çaldılar. Tabi şarkıyı bilen pek eden yok. Bende beklemiyordum çalacaklarını. Şarkının hastası olan bir arkadaşa dinleteyim dedim velakin kendileri busy idi. Sağlık olsun. Yine bildik alevli Metallica şovları filan, yine yandık ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi sıra son şarkıya geldi. Seek &amp;amp; Destroy çalmadan inmeleri ayıp olurdu. Havai fişeklerin atılmasıyla şarkıya girdiler. Bir gözüm sahnede bir gözüm trafikte.&lt;br /&gt;Trafiğin yoğun olması korkutuyordu beni tabi. Saat geç olmuş, eve gidecek araç bulmak gerçekten zordu. 2 saat kadar boyunca Metallicağa sahnede kaldı.&lt;br /&gt;Sonra herkes mutlu mesut evlerine dağıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüş resmen eziyet gibiydi yine. Konser çıkışı bir arkadaşla buluşup onunla gittik. Eve varmamın en büyük etkisi arkadaşımın insanüstü çabalarıydı. Kendisine teşekkürlerimi iletirim buradan!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca 3 gün boyunca beraber takıldığımız arkadaşlarıma da teşekkürü borç bilirim. Tek başına çekilmiyor bu konserler arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatmin olmak olmamak arasında gidip geldim epeyce, hala da kararsızım :p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Festivalden akılda kalanlar;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Güvenlik görevlilerin sanki maça gelmişiz gibi davranmaları(bozuk para,çakmakların toplanması, vs...)&lt;br /&gt;- Yiyecek içecek standlarında iyi geçirilmesi. (Bira ya 7,5 tl verilir mi lan? Bira da bira olsa aq)&lt;br /&gt;- Çoğu zaman suyun tükenmesi insanların çişlerini içecek raddeye gelmesi, ayıptır be arkadaş..&lt;br /&gt;- Ses sistemi headliner gruplar haricinde rezalet ötesiydi.&lt;br /&gt;- Kategorilere göre bilet alanların bunları hiç iplememesi, güvenliği kafaya aldığınız zaman istediğiniz yere girebiliyordunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Festivalden zararlı çıkanlar;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;- Seyirciler haha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;Festivalden karlı çıkalnar;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;- Organizasyon sahipleri (çok güzel cukka oldu)&lt;br /&gt;- Stad çevresi esnaflar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasılı kelam, stadlar sadece tek konserler için kullanılmalı kanaatimce, saatlerce ergonomisi dandik koltuklarda oturmak insanı mazoşist hissetiriyor.&lt;br /&gt;Herhangi bir düzen sağlanamıyor. Yine de kazasız belasız geldi geçti. Slayer sahnedeyken bir arkadaş bayılmış bişey olmuş. Umarım iyidir kendisi. Değmez olm lan valla bak!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Bu yaz da bu kadar metalcilik yeter artık. Kafamız iyi şişti haa!!&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span mce_ style="color:#ff6600;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ender Koçyiğit (general_einstein)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: center;" mce_style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;img style="vertical-align: middle; width: 393px; height: 294px;" mce_style="vertical-align: middle;" src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs067.snc3/13443_133629383327641_125374114153168_271194_5430823_n.jpg" mce_src="http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs067.snc3/13443_133629383327641_125374114153168_271194_5430823_n.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-4325683459503305931?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/4325683459503305931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/07/sonisphere-festival-2010-istanbul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/4325683459503305931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/4325683459503305931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/07/sonisphere-festival-2010-istanbul.html' title='Sonisphere Festival 2010 - İstanbul Kritik'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-8694389799288023573</id><published>2010-04-15T00:24:00.005+03:00</published><updated>2010-04-15T03:56:28.764+03:00</updated><title type='text'>Brazil (1985)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://socioblogsg.files.wordpress.com/2007/03/brazil.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.movieposter.com/posters/archive/main/38/MPW-19401"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 296px; height: 432px;" src="http://www.movieposter.com/posters/archive/main/38/MPW-19401" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(102, 102, 0);"&gt;"-Peki terörist kamplarının 13 yaşa kadar düşmesini nasıl açıklıyorsunuz? (Sunucu)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(102, 102, 0);"&gt;  -Acemi şansı ehehe!!! (Bakan) "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1985 yapımı kült sayılabilecek Terry Gilliam filmi. Hoş her Terry Gilliam filmi külttür benim gözümde.. Tam bir distopya filmi.!! Benim izlediğim versiyonu, sonu mutlu son olmayandı. Tabi mutlu sonu ne kadar iyi olmuştur izlemediğim için bilemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda eldeki imkanlar dahilinde görsellik olarak pek birşey verilemese de seyirciye film, yine de zamanına göre bomba efektlere ve görselliğe sahip. Her ayrıntısı düşünülerek yapılan filmleri seyre doyum olmuyor açıkçası. Soundtrack açısından da doyurucu film. Filmi izledikten sonra filmin Brezilya ile ilgisi ne var?? diye düşünüp düşünüp kahroluyordu insanlar. Yalnız benim kahrolmam kısa sürdü. Şimdi tamam sırf soundtrack te kullanılan şarkı Brazil diye filmin ismi de bu olmaz. Bunun nedeniyle ilgili yaptığım bi araştırmada şunu buldum. Terry baba filmin ilhamını nereden aldığını şöyle dile getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 102, 0);"&gt;"Bir gün Port Talbot’ta kumsalda oturmuştum. Port Talbot,  herşeyin gri demir cevheri tozuyla kaplandığı bir çelik şehridir.  Hatta  kumsalı bile tozla doludur ve simsiyahtır.  Güneş batıyordu ve gerçekten  çok güzeldi. Bu zıtlık olağanüstüydü.  Kafamda şöyle bir imge oluştu;  bir adam bu kirli plajda oturuyor ve portatif bir radyodan Brazil gibi  garip, hayalperest latin müziklerinden birini dinliyor.  Müzik bir  şekilde onu alıp götürüyor ve dünyasını daha az gri yapıyor."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.windycitizen.com/files/brazil48.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 338px; height: 221px;" src="http://www.windycitizen.com/files/brazil48.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç bir anektot ise bu film harbici Brezilya' da yasak. Niye yasak bende bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film şunu anlatıyor bunu diyor şuraya dikkat çekmek istiyor demek haksızlık olur bence. Daha derin düşünülürse bu film arada kalmışların filmi. Özgür olmak mı yoksa hayatını krallar gibi yaşayıp başkalarının boyunduruğu altına girmek mi?? Seçileni mi sevmek yoksa yalnız mı yaşamak?? Evet piyasada toplum kavramından uzak toplumları, sistemi ve bürokrasiyi itin dötüne sokan çok film gördük. Ama Terry Gilliam yapınca her bir sahne de vaaay diyorsunuz. İnsanlık kendinden öyle vazgeçmiş ki, aga sen naabıyon diyen yok hiç. Teknolojiye sonsuz güven duyan insanoğlu onun hata yapmayacağını sanır. Film başlarken bu çok ufak hatayla başlar ve olaylar gelişir. Suç tamamen teknolojide değildir. Çünkü insanoğlu insanlıktan çıkmış, her işi aletlere, cihazlara yüklemiş. Ne de olsa hata olmaz. Ama hata olunca da telafi aşamaları evlere şenlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hele hele başroldeki abinin evine gelen tesisatçıların durumunu bunu kanıtlar gibi. Ve sonda da dedikleri gibi boka batıyoruz birader derler. Bu gidişata dur demek isteyenler ise her sistemde olduğu gibi burada da terörist yaftasına maruz kalıyorlar. Bürokrasi öyle başını alıp gitmiş ki, işemeye bile formla gidiyorsunuz. Dejenerenin dejeneresi olmuş bir toplum sergilemeye çalışan Gilliam öyle bir sahne çekmiş ki düşünüyor insan. Toplu taşıma aracında herkes oturuyor sadece bir kişi ayakta. O da sakat bir abla. Olay basit görünebilir evet. Ama o Gilliam abinin tasarladığı bu distopya 10 yıl içinde cereyan etti. Ağlayalım mı gülelim mi şimdi halimize?? İsteyen banane der geçer isteyen dağa çıkar. Bizim ülkemizde dağa çıkarsan olur. Öyle 2 biber gazı yiyim oturayım aşağıyla sistem karşıtı olunmaz. (Milleti galeyana getiriyorum diye içeri alırlarsa şaşırmayın :P)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam uyarmış, kendinize çeki düzen verin diye. Zaten şemsiye gireceği kadar girmiş, açılmasını engelleyin bari diyor bariz şekilde..!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuklar fevkaladeydi kanımca. Jonathan Pryce gerçekten göstermiş kendini cümle aleme. Her karakter inanılmaz işlenmiş. Hiç uymayan bir insanı getirin tak uydurayım filme familyasından Terry Gilliam. Tabi Robert De Niro ya değinmeden olmaz. Çok fazla görünmese de filmin manası açısından cuk oturan bir rol(Harry Tuttle) verilmiş. Kendisi için kaçık tesisatçı terimini uygun görüyorum. Filmde herşeyin başlagıncı da kendisi bir nevi. Herşey onun yüzünden olmuş gibi. En baba terörist ahah..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sam Lowry yani başrol karakteri arada kalmışlardan birisiydi zaten. Gerçekliğini düşlerinde yaşıyor abimiz. O gerçekliği düşleyenler gerçekten iyi iş çıkarmış. Tasarımlar, mekan seçimi, kostüm olayı süper. Soundtrackler zaten insanı uçuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sakin kafayla izlenmesi gereken bir film. Her bünye kaldırmaz aman diyim!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://socioblogsg.files.wordpress.com/2007/03/brazil.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 458px; height: 252px;" src="http://socioblogsg.files.wordpress.com/2007/03/brazil.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-8694389799288023573?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/8694389799288023573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/04/brazil-1985.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8694389799288023573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8694389799288023573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/04/brazil-1985.html' title='Brazil (1985)'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-3619969063430671037</id><published>2010-03-12T23:41:00.007+02:00</published><updated>2010-03-13T02:13:58.626+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Kritik'/><title type='text'>Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://dailylifeguide.files.wordpress.com/2009/04/28345_2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 270px; height: 390px;" src="http://dailylifeguide.files.wordpress.com/2009/04/28345_2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold; color: rgb(204, 102, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil ölebileceği zaman ölür"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold;"&gt;Aureliano Buendia&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nobel ödüllü GGM abimizin şaheseri. Dünyanın sayılı eserleri arasında kendine yer edinmiş güzide bir kitap..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağolsun Can Yayınları kitabın çıktığı 1967 yılından 17 yıl sonra 1984' te ülkemizin kitapseverlerine kazandırmış.  Benim elimdeki basım ise 39. basım. Kitabın ne denli başarılı olduğu buradan da anlaşılıyor icabında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 350 sayfadan oluşan kitabı okumaya başladığınızda bambaşka bir dünyada hissediyorsunuz kendinizi. Daha ilk satırlarda sanki dünyanın nasıl kurulduğuna gidiyorsunuz. Kitabın kurgusu çok başarılı. Çeviri de gayet güzel olmuş, pek beğendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabı okudukça sürekli realizm-sürrealizm arasında gidip geliyorsunuz. Anlatım o kadar başarılı ki neyin gerçek neyin gerçek olmadığını kavrayamıyorsunuz bir türlü. Zaten Marquez amcanın yapmak istediği buydu. Tabi kitabı hakkında gerçek dışında zerre birşeye rastlayamazsınız demiş, eh bu da bir nebze olsun insanı rahatlıyor bu bağlamda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınevinin düşündüğü birşey mi bilmiyorum ama kitabın başındaki soyağacını sürekli dönüp dönüp kontrol ediyorsunuz. O kadar çok Aureliano ve Jose Arcadio var ki, kim hangisiydi insan şaşırıyor. Mekan ise GGM amcamızın doğduğu yer yani Kolombiya' nın kuzeyinde bulunan Aracata kasabası, sanırım şu an şehirdir herhalde :p Tabi kitapta doğrudan bir ismi kullanmayıp Macondo ismini vermiş doğduğu kasabaya. Kasaba halkı geçen senelerde kasabanın ismi Macondo olarak değiştirilsin diye teklif götürmüş yetkililere fekat reddetmiş sayın abilerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 102);"&gt;-----------------SPOILER---------------&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyağacının başında bulunan Jose Arcadio Buendia amcamız buraya gelir ve çevresindekilerle birlikte burayı yaşanılabilir bir hale getirmeye başlar. Herşeyin başı Jose Arcadio amcamız. Kasabanın bir ekabiri varsa o da kendisidir. Kendisinden başka da kimse yoktur zati. Ondan habersiz ne birşey yaparlar ne de bir işe kalkışır Macondo' nun körpecik halkı.. Dışarıdan gelen insanlara karşı hem korku hem merak besler bu millet.. Çingeneler diye geçer kitabın başında, Ondan sonra kasaba geliştikçe giden gelenin haddi hesabı olmaz.. Bu çingenelerden biri vardır ki, adı Melquiades idir. Buendia sülalesinin yaşam biçimini kökten değiştirmiş de diyebilirim şahsen bu saygıdeğer dedeye. JAB amca ile o kadar sıkı ahbap olurlar ki yedikleri içtikleri ayrı gitmez. Affedersiniz bu dötü boklu çingene dededen öğrendikleri hayatını esir alır resmen.. Simyaya merak salar ve kayışı kopartır. Evin hanımı Ursula nine ise evi çekip çekiştiren tek insandır o zaman. Çocuklar büyüdükçe, aile genişledikçe yine bütün yük O'nun omuzlarındadır. Ağacın dibinde ömrünü çürüten  JAB amcamızı hiçbir zaman ihmal etmedi ayrıca. En büyük oğulları Jose Arcadio bir kıza kapılıp terkeder Macondo' yu. Tanrının bir işaretiymiş gibi, ufak bir kız çocuğu gelir aileye. Sorgusuz sualsiz kabul ederler Rebecca' yı.. Küçük oğlan Aureliano ise babasının izinden gitmeye kararlı gibidir. Kızkardeşleri Amaranta ise kendi halinde yaşantısını sürdürmektedir. Tabi bu zamanlarda JAB amcamız daha ağacın dibinde yatıp kalkmaya başlamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar büyüdükçe dertleri de büyür oldu haliyle. Kasabaya gelen bir yabancıya göz koyar Amaranta ile Rebecca. Aralarında kıyasıya bir savaş başlar, ta ki ömürlerinin sonuna kadar. Aureliano ise kasabaya atanan hakimcağızın kızlarından en küçüğünü beğenir ve onla evlenmek ister. Güzel Remedios!! Körpe yavrucak daha hayatın ne olduğunu anlayamadan göçüp gitti ve Aureliano' nun hayatı başlı başına değişti. Liberallere katılıp Albay oldu ve yıllar boyunca savaştı. Önsezi yeteneği ile herşeyden haberi oluyordu nerdeyse. Ailesinden kilometrelerce uzakta olmasına rağmen her olan biteni biliyordu adeta.. Gün gelir JAB amca göçer gider dünyadan ve sevgili dostu Melquiades' e ulaşır. Aureliano döner gelir, Melquiades' in odasına kapanır ve saatlerce onun ruhuyla konuşurdu. Melquiades' in odasına kendini hapseden sülalenin veletleri kayış kopuk biçimde devam ederlerdi hayatlarına.. Uzaklara giden Jose Arcadio gelir Rebecca ile evlenir. Aureliano' yu infazdan kurtarıp kendisi de bi zaman sonra intihar eder. Rebecca ölene kadar o evden adımını atmaz dışarı. Amaranta ile Rebecca arasındaki savaş aşık oldukları Pietro Crespi öldüğü zaman bile bitmez. Amaranta eline siyah yazma bağlar Crespi öldüğü zaman. Kız ehli kız olduğunu elaleme gösterir gibi. Hep içine kapanık biri olarak göç etti o da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar akıp gidiyordu ama ayakta tek kalan kişi Ursula'ydı. Sülale genişledikçe genişlemiş, işler çığırından çıkmıştı. Kendisi olmasa aileyi ayatak tutabilen kimse olamazdı kanımca.. Aureliano' da son nefesini verdi birgün.. 17 farklı kadından 17 çocuğu olmuştu. Sofia' dan olan ikizleri ise aynı evde yaşıyorlardı. Ve artık kasabanın ileri gelenleri onlar oldu. Ursula yıllara inat körleşmesine rağmen hala dimdik ayaktaydı. Birgün geldi o da boyladı tahtalıköyü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sülale son demlerini yaşıyor gibiydi. Ev ile ilgilenen kimse kalmamıştı. Çürümeye terkedilmişti adeta. Aureliano Segundo' nun kızları kendilerine farklı yollar çizmişti. Çocuklar olmadan evvel kasabaya yerleşen Amerikalılar, tüm yaşamlarını altüst etti. Amerikalılar' ın kurduğu muz şirketinde yıllarca amele muamelesi gördü Macondolular. Kendilerince yaşamaya çalışanlar, hayatlarından memnun olan insanlar artık başkalarına muhtaçtı.. Grev mrev derken büyük olaylar yaşandı Macondo' da ama herkes seyircisiz kalmıştı bu duruma. Sonraki nesiller bunu asla bilmeyecekti. A. Segundo' nun kızı Meme' nin gayrimeşru ilişkisinden olan Aureliano ise yeni bir umut gibi göründü aile için. Teyzesi Amaranta Ursula kocasıyla Belçika' dan döndüğünde bile Melquiades' in odasından çıkmıyordu. Kendini onun yazdıklarını çevirmeye, anlamaya adadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feleğin bir oyunuydu sanki Amaranta Ursula ile Aureliano' nun ensest ilişkisi. Tabi kimse bilemezdi Aureliano' nun Meme' nin oğlu olduğunu.. Bu ilişkiden çocukları oldu ve ailenin en çok korktuğu başlarına geldi. Doğan çocukların domuz kuyruğuna sahip olması!! Bunun üzerine Aureliano kim olduğunu araştırdı araştırdı ama bulamadı bir türlü. En sonunda Pilar Ternera' yı buldu. 145 yaşını devirmiş bir çınar. Sülalenin yarısı da neredeyse ondan olmaydı. İlişkilerinden korkup kaçanlar bu kadına sığınırdı sülalede.. Ondan da birşey öğrenemedi. Doğum sonrası fenalaşan Amaranta hayatını kaybetti. Sülaleden bir Aureliano bir de doğan çocuk kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melquiades' in notlarını bitirmeye karar verdi Aureliano ve acı gerçekle yüzleşti. Bu çingene dedemiz sülalenin seceresini çıkarmış ve kaderini yazmıştı notlarına.. Tabi ben o sırada okkalı bir küfür basıp kitabı fırlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melquiades' in dediği gibi; &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(204, 153, 51);"&gt;"Soyun atası ağaca bağlanır,sonuncusunu da karıncalar yer"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 204, 102);"&gt;-----------------SPOILER---------------&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın sonlarına doğru Marquez amcanın kim olduğunu da çakıveriyorsunuz.&lt;br /&gt;Kitabı okuyanlar arasında hep bir tartışma konusu olmuştur, kimin yüzyıllık yalnızlığıydı bu diye.. Kimisi Melquiades der kimisi Amaranta.. Bana göre ise Ursula' nın yalnızlığıydı bu. Ne demek istediğim kitabı okuyanlar açısından daha anlaşılır olur. Zevkle okuyunuz olm bu kitabı..&lt;br /&gt;Resmen kopuyosunuz dünyadan. Bambaşka bir aleme dalıyorsunuz ve hiç çıkmak istemiyorsunuz. Öyle şeyler varki ciddi ciddi 100 yıl gibi geçiyor sanki kitabı okurken..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.koollink.net/spanish/img/garciamarques.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 124px; height: 171px;" src="http://www.koollink.net/spanish/img/garciamarques.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Dipnot:&lt;/span&gt; Marquez amca kitabı 2 yıl gibi kısa sürede tamamlamış velakin evde ne var ne yok satmış eşi. Borçları kapatabilmek için tabi. Bitirdiğinde karısına okutmuş ve ondan teyit alıp ona göre kitabı bastırtmış. Helal olsun diyoruz, saygılar sevgiler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-3619969063430671037?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/3619969063430671037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/03/yuzyllk-yalnzlk-gabriel-garcia-marquez.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3619969063430671037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3619969063430671037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/03/yuzyllk-yalnzlk-gabriel-garcia-marquez.html' title='Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-5312256828780942902</id><published>2010-02-14T18:25:00.004+02:00</published><updated>2010-02-14T19:07:36.033+02:00</updated><title type='text'>Bilim-Kurgu, Fantastik Üzerine..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.karpuz.com/wallpaper/bilimkurgu_resimleri/original/bilimkurgu_resimleri_21.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 448px; height: 335px;" src="http://www.karpuz.com/wallpaper/bilimkurgu_resimleri/original/bilimkurgu_resimleri_21.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimimize göre bu dünyaya sınanmak için gönderildik, kimimize göre ne bok yemeye gelmek için gönderildik. Velhasılı kelam buna hayat diyoruz. Hayat, bazısına banka kuyruğunda 15dk' lık zaman gibi gelir, bazısına göre hiç bitmez. İnsanların çoğu ise hayat dediğimiz kavramın verdiği imkanlarla yaşamını daha güzel idame etmek ister. 7. sanat dediğimiz sinema ise bu kavramın daha cici görünmesini sağlamıştır gözümüze(en azından benim açımdan, o çoğunlukta olmayı hakettiğimi düşünüyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle filmler yapılır ki, insanın hayatını değiştiren film deriz. Sinemanın hayatı cici göstermesi böyle birşey olsa gerek. Öyle ki bazı filmler vardır, bize bahşedilen bu hayat denen şeyin, farklı mekanlarda farklı zamanlarda bile nasıl olacağını/olduğunu gösterip, bizleri şaşırtmıştır. Şaşırtmanın yanı sıra öyle düşüncelere gark etmiştir ki, o filmi izlemeseniz düşünemeyeceğiniz birşey sanki. Bu tarz filmlere bilim-kurgu ya da konusuna göre fantastik deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer film türlerinden ayırırsak, insanlar bu tarz filmleri izlediğinde hayattan hiçbir zaman alamayacağı zevki bu filmden alacaktır. Hepimiz. En az 10 dakikalığına bile..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneklerle açıklasak daha bi güzel olacak, ne saçmalıyor diye düşünüyorsunuz i know that.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Star Wars serisini izleyipte Darth Vader olmak istemeyen, ya da Lord Of The Rings izleyipte oradaki bir karakter olmak istemeyen yoktur diye düşünürüm. İnsanların hayatını bu denli etkiliyor bu filmler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes hayal etmiştir Tattoine da yaşamayı ya da Rohan' da at koşturmayı. Burcumdan ötürü çok hayalci görünebilirim. &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(255, 204, 102);"&gt;Rahatlıkla söyleyebilirim ki, bir insanı hayata sıkısıkıya bağlayan hayalleridir, düşündükleridir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı filmlerde vardır ki, kainat üzerinde Yaratıcıdan sonra en yüce varlık olan insanoğlunu oturtmuştur filmin merkezine(her ne kadar açıktan açığa gösterilmese de). Bu filmler derin derin düşüncelere salar insanı. En çokta Kubrick' in 2001:Space Odyssey filminde görürüz bunu. Bazı filmlerden örnek verirsek;&lt;br /&gt;Blade Runner' da ne için yaşadığını sorgulayan insan klonları,&lt;br /&gt;District 9' nda farklı gezegenden gelen canlılara bir insanın kucak açması ve bunun tam tersi,&lt;br /&gt;Moon' da bir klonun hayata dehşetle özlem duyması,&lt;br /&gt;Wild Strawberries' te hayatının sonuna yaklaşan birisinin gözlemleri,&lt;br /&gt;Big Fish daha çok zevklendiriyor insanı,&lt;br /&gt;12 Monkeys ise daha uç noktalara kaçıyor bu noktada..&lt;br /&gt;Wall-E çok başka bişey zaten :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Equilibrium filmini şiddetle tavsiye ederim. Bu yazdıklarıma o zaman anlam verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu işin en güzel tarafı insanların çoğu, bu filmlere anlam veremez. Bunun çok doğal karşılanması yadsınamaz. Sonuçta bunları yaratan da yaşatan da bizleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oha konuyu nereye bağladım lan..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-5312256828780942902?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/5312256828780942902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/02/bilim-kurgu-fantastik-uzerine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5312256828780942902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5312256828780942902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/02/bilim-kurgu-fantastik-uzerine.html' title='Bilim-Kurgu, Fantastik Üzerine..'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-8542318112279289193</id><published>2010-02-14T18:13:00.003+02:00</published><updated>2010-02-14T18:25:24.285+02:00</updated><title type='text'>One Man, Two Poem</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.focusdep.com/images/Charles_Bukowski_1179083278051369.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 301px; height: 380px;" src="http://www.focusdep.com/images/Charles_Bukowski_1179083278051369.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evet Evet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı&lt;br /&gt;tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı&lt;br /&gt;tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi&lt;br /&gt;tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk&lt;br /&gt;tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu&lt;br /&gt;tanrı maymunu yarattığında uyuyordu&lt;br /&gt;zürafayı yarattığında sarhoştu&lt;br /&gt;uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı&lt;br /&gt;ve intiharı yarattığında bunalımdaydı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin yatakta uzanmış halini yarattığında&lt;br /&gt;ne yaptığını biliyordu&lt;br /&gt;sarhoştu ve kafası kıyaktı&lt;br /&gt;ve sonra dağları ve denizi ve ateşi&lt;br /&gt;aynı anda yarattı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazı hataları oldu&lt;br /&gt;ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında&lt;br /&gt;tüm Kutsal Evren' in üzerine boşaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Etki ve Tepki&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur&lt;br /&gt;sırf uzaklaşmak için,&lt;br /&gt;ve geride kalanlar&lt;br /&gt;birinin onlardan&lt;br /&gt;uzaklaşmayı neden isteyebileceğini&lt;br /&gt;bir türlü tam olarak anlayamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(153, 0, 0);"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Charles Bukowski&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-8542318112279289193?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/8542318112279289193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/02/evet-evet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8542318112279289193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8542318112279289193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/02/evet-evet.html' title='One Man, Two Poem'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-3937432752356155728</id><published>2010-01-11T02:46:00.003+02:00</published><updated>2010-01-11T03:26:23.838+02:00</updated><title type='text'>Tavsiyeler</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Dinlenmesi Şart Top 20&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Charles Aznavour&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Journey&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Place Vendome&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Boston&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Fleetwood Mac&lt;/li&gt;&lt;li&gt;H.E.A.T.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Blue Tears&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Thin Lizzy&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Jane&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Praying Mantis&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Axel  Rudi Pell&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Eloy&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Firewind&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Herbie Hancock&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Fight&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Talisman&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ella Fitzgerald&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Foreigner&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Firehouse&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Chicago&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Çocuklarınız bilim adamı, astrofizikçi, gay doğabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Dinlenmemesi Şart Top 20&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Deftones&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Slipknot&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Korn&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Linkin Park&lt;/li&gt;&lt;li&gt;System Of A Down&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hayko Cepkin&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cradle Of Filth&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Manga&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Jonas Brothers&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Good Charlotte&lt;/li&gt;&lt;li&gt;My Chemical Romance&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Nihat Doğan&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Marilyn Manson&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Panic At The Disco&lt;/li&gt;&lt;li&gt;30 Seconds To Mars&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Paramore&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Sum 41&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Smashing Pumpkins&lt;/li&gt;&lt;li&gt;U2&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Cezmi Ersöz&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Çocuklarınız sakat doğar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-3937432752356155728?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/3937432752356155728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/01/tavsiyeler.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3937432752356155728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3937432752356155728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2010/01/tavsiyeler.html' title='Tavsiyeler'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-3215271216405790458</id><published>2009-12-23T01:09:00.013+02:00</published><updated>2009-12-23T04:19:05.766+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Kritik'/><title type='text'>Cennet ve Güç - Robert Kagan</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ndn2.newsweek.com/media/6/robert-kagan-vl-vertical.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 451px;" src="http://ndn2.newsweek.com/media/6/robert-kagan-vl-vertical.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Amerikalı bir abiden inciler.. Avrupalılar' ın ne kadar fesat ve ABD' nin ne kadar eyvallahçı olduğunu anlatan bir kitap bana göre.. Çoğu kesime göre dünyanın yakın tarihine farklı bakış açısından getirilen yorumlar içeriyor kitap. Aklı selim insanlar bunun zaten farkındadır. Tabi genç zihinlere bu kitabı okutmak çarpıcı gelebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Yeni bir dünya düzeninden söz edilecekse bunun Avrupa ve ABD tarafından yapılması öngörülen bir düzenden bahsediliyor bence. Keza Rusya ve Çin gerek şimdiki düzen olsun gerekse yeni dünya düzeninde olsun yer almaması gereken, büyük tehditler öngören büyük güçler. Yani yeni düzeninde eskisi gibi olacağı daha doğrusu senaryosu yine eski düzen kurucular tarafından yazılması gerektiği kanısı var. Karşıt güçler var olduğu sürece ne yeni düzenden ne de stabil bir düzenden bahsedilebilir. Dolayısıyla Rusya gibi Çin gibi güçlerin absorbe edilmesi şart. Yazarın ABD nin çoğu yerde Avrupa tarafından kukla olarak kullanıldığını çeşitli örneklerle bizlere sunması takdire şayan. Tabi ABD özgürlükler ülkesi olduğu için ne ayağını kaydırdılar ne de fişlediler. Yoksa insanlar çok farklı düşünür. Çok seslilik olan ülkelerin geliştiğini savunsa da yazar, bu tez canımız kanımız Türkiyemiz için istisnai bir durum. Evet ABD de çok seslilik, büyük bir muhalefet gücü var. Ama başa gelenler bu gücün kıymetini bilseler ya da doğru kullanmasını bilseler, şu an ne müttefiklerine ihtiyaç duyardı ne de Avrupa' ya. Bütün dünyada kötülenen bir ülke olmazdı. Ve dünya üzerinde tarafsız, yasalara uyan bir dünya düzenleyicisi konumuna gelirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Yazara göre Soğuk Savaş dönemi ABD ve Avrupa açısından hatta ve hatta dünya açısından çok iyi yönetildiği savunulur. Adı üstünde bu soğuk savaştır. SSCB ye karşı güç kullanmak akılsızlık ve cahillikten öteye gidemezdi. Kimse yeni bir dünya savaşı istemiyordu artık. Zaman dinlenme zamanıydı. ABD akıllı olsaydı bu hassas dönemde ne Vietnam' a girerdi ne de kendisine ters düşen ülkelerde rejim değiştirmeye kalkışmazdı.  SSCB akıllılık yapıp bu durum karşısında pek fazla etkin olmamıştır. Ancak kalkıpta ABD nin dibine füzeleri yerleştirmek de pek akıl işi değildi. ABD ye verilmiş bir ihtardır dünyaya göre. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 153, 153);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:verdana;" &gt;" Avrupa' ya pek güvenme, bir boz ayının neler yapabileceğini sen benden daha iyi bilirsin "&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;mesajı vermiştir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Bütün dünyanın düşündüğü Kennedy' nin savaş karşıtı olduğu ve Nixon' ın ise barış karşıtı olduğu. Ama gel gör ki, Vietnam Savaşı' na giren Kennedy olup savaşı da bitiren Nixon dır. Hiçbir zaman hiç kimse ABD' nin ya da Avrupa' nın gelecekte yapacakları şeyler hakkında öngörüde ya da tahminde bulunamaz. Yazar da bu şüphelerinde çok haklı..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Avrupasız ya da ABDsiz yeni dünya düzeninin olması ilk 50 yıl için gerçekten mümkün değildir. Rusya ve Çin taşları daha yerine oturtamamıştır. Sadece Avrupa buna kalkışabilir fakat Rusya ve Çin hatta İran'ı da sayarsak (Türk siyasetçiler kafa yapılarını değiştirmezse güçten çok gücün yalakası olur Türkiye) yeni ve taze güç iken bunu yapamaz. Yeni dünya düzenine geçiş yapılacaksa eğer en az 20 yıla daha ihtiyaç vardır. Bu bıçak sırtı hali daha uzun bir müddet devam edecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 153, 153);"&gt;Bu arada Robert abi git bi dişlerini fırçala, tipinde çok sinsiymiş yalnız..&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-3215271216405790458?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/3215271216405790458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/12/cennet-ve-guc-robert-kagan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3215271216405790458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3215271216405790458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/12/cennet-ve-guc-robert-kagan.html' title='Cennet ve Güç - Robert Kagan'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-5647439283344162951</id><published>2009-12-03T00:00:00.008+02:00</published><updated>2009-12-03T00:46:07.835+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Kritik'/><title type='text'>Floransa Büyücüsü - Salman Rushdie</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.pegem.net/resim/urun/510332200.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 309px;" src="http://www.pegem.net/resim/urun/510332200.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;Dil bilen biri varsa alın getirin onu;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Şehirde bir yabancı var,&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(153, 153, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Söyleyecek çok şeyi olan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                                                                                                                                                                                   &lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Mirza Galip&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;390 sayfalık Salman abimizin son romanı. Her ne kadar ülkemizde çoğu kesim tarafından kendisi sevilmese de, takipçisi çok ülkemizde. Kitap için sağlam övgüler yapılmış. E yeni çıkmış, kendini de kabul ettirmiş hemencik, dedik alalım. Okurken zevk aldığım nadir kitaplardandır kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevirmen çok başarılı bir çeviri yapmış. Tabi ufak tefek kusurlar olacak. O kadar kusur kadı kızında da olur hesaabı. Bu kitabı çevirmek zaten yürek işi. Çok fazla donanımlı olmanız gerekir. Kitabı okumaya başlar başlamaz Salman Rushdie' nin ne kadar çevik bi zekaya sahip olduğunu anlıyosunuz. Bu Acemler' den Freddie Mercury 1, Salman Rushdie 2.. Yazar kitabı yazabilmek için çok fazla araştırma yapmam gerekti diyor(6 sayfa Kaynakça olur mu lan??). Kitapta neredeyse tek satır boş bişey yok. 16. yy. da dünya turuna çıkıyosunuz adeta. Anlatım sade olduğu gibi akıcı da. Akıcı derken olayların örgüsü sizi yorabilir. Kitaba bi kulp takmak gerekirse, kurgu da çarpıklık var evet. 50-60 sayfa sonra Noluyo lan olursunuz, benden söylemesi. Zaten bu tarz tarihi romanlar kafaları bulandırır hep. Yine de bu kitap farkını hissettiriyor. Ve eğer &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.alanbaxteronline.com/wp-content/uploads/2007/06/rushdie.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 160px; height: 208px;" src="http://www.alanbaxteronline.com/wp-content/uploads/2007/06/rushdie.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;tarih hakkında pek fazla bilginiz yoksa kitapta anlatılanlar şok etkisi yarabilir beyinciklerinizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptaki her yeri her karakteri kendinize çok yakın buluyorsunuz. Çocukken bi masal okursunuzda içinde kendinizi bulursunuz ya hep, bu da öyle birşey..Okurken kafanızda kurduğunuz dünyada bi o yana bi bu yana savruluyorsunuz. Okuyalım, okutalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;" Hükümdarların kindarlığının sonu yoktur!!! "&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-5647439283344162951?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/5647439283344162951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/12/floransa-buyucusu-salman-rushdie.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5647439283344162951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5647439283344162951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/12/floransa-buyucusu-salman-rushdie.html' title='Floransa Büyücüsü - Salman Rushdie'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-8758794028529655689</id><published>2009-11-24T22:28:00.003+02:00</published><updated>2009-11-24T22:33:28.570+02:00</updated><title type='text'>My Fav 20 Quotes</title><content type='html'>"I'm gonna make him an offer he can't refuse."&lt;br /&gt;Vito Corleone (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Marlon Brando&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Godfather&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"Here's looking at you, kid."&lt;br /&gt;Rick Blaine (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Humphrey Bogart&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casablanca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"May the Force be with you." &lt;br /&gt;Obi-Wan Kenobi (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Alec Guinness&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Star Wars Episode IV: A New Hope&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"You talkin' to me?"&lt;br /&gt;Travis Bickle (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Robert De Niro&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taxi Driver&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"What we've got here is failure to communicate."&lt;br /&gt;Captain (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Strother Martin&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cool Hand Luke&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"I love the smell of napalm in the morning!"&lt;br /&gt;Lt. Col. Bill Kilgore (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Robert Duvall&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Apocalypse Now&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The stuff that dreams are made of."&lt;br /&gt;Sam Spade (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Humphrey Bogart&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Maltese Falcon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Rosebud."&lt;br /&gt;Charles Foster Kane (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Orson Welles&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Citizen Kane&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Play it, Sam. Play 'As Time Goes By."&lt;br /&gt;Ilsa Lund (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Ingrid Bergman&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casablanca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"We'll always have Paris."&lt;br /&gt;Rick Blaine (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Humphrey Bogart&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Casablanca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Keep your friends close, but your enemies closer."&lt;br /&gt;Michael Corleone (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Al Pacino&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Godfather II&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Say hello to my little friend!"&lt;br /&gt;Tony Montana (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Al Pacino&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Scarface&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gentlemen, you can't fight in here! This is the War Room!"&lt;br /&gt;President Merkin Muffley (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Peter Sellers&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dr. Strangelove&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Here's Johnny!"&lt;br /&gt;Jack Torrance (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Jack Nicholson&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Shining&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Forget it, Jake, it's Chinatown."&lt;br /&gt;Duffy (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Joe Mantel&lt;/span&gt;l)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Chinatown&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Open the pod bay doors, HAL."&lt;br /&gt;Dave Bowman (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Keir Dullea&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2001: A Space Odyssey&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Attica! Attica!"&lt;br /&gt;Sonny Wortzik (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Al Pacino&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dog Day Afternoon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Because he's the hero Gotham deserves, but not the one it needs right now.&lt;br /&gt;So we'll hunt him because he can take it. Because he's not our hero.&lt;br /&gt;He's a silent guardian, a watchful protector. A dark knight."&lt;br /&gt;Lt. James Gordon (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Gary Oldman&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;The Dark Knight&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"It's the one that says Bad Motherfucker"&lt;br /&gt;Jules (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Samuel L. Jackson&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pulp Fiction&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"The farmers have won. We have lost."&lt;br /&gt;Kambei Shimada (&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Takashi Shimura&lt;/span&gt;)    &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seven Samurai&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-8758794028529655689?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/8758794028529655689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/my-fav-20-quotes_4780.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8758794028529655689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/8758794028529655689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/my-fav-20-quotes_4780.html' title='My Fav 20 Quotes'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-5778078282743690756</id><published>2009-11-21T14:09:00.004+02:00</published><updated>2009-11-21T14:46:32.169+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film Kritik'/><title type='text'>Seven Samurai</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.lib.washington.edu/media/criterion/images/sevensamurai.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 348px; height: 490px;" src="http://www.lib.washington.edu/media/criterion/images/sevensamurai.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 204, 204);"&gt;Capon Western&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akira Kurosawa abimizin 7 cihan bi araya gelse nah böyle film yaparsınız dediği eseri. (1954 senesinde demiş tabi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir film olmuştur ki bu, kendisinden sonra ameriğan vesternine ilham kaynağı olmuş bir filmdir. Kurgusuyla, çekim teknikleriyle felan. Ki en mühimi olan The Wild Bunch (William Holden baba ne döktürmüştü.) ın yönetmeni Sam Peckinpah, aksiyon sahnelerinde kullanılan slow motion teknikcağızını daha da bi geliştirip, millete benim icadım diye yutturmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel gelelim filmimizin konusuna; Film, 16. yy' ın Japonya' sında geçiyor. Samurayların cirit attığı zamanlar yani. Kurosawa öyle bir kurgulamış ki arkadaş, harbi harbi o zamanları tam manasıyla yansıtmış. Eşkıyalar bir köye saldıracak ve köylülerin ellerinden gelen ise tırsmaktan başka birşey değil. Tabi köyün bilge yaşlısı, hacılar samurai kiralayak lan diyip, bunları heveslendiriyor. E köylü bunlar dayı, para yok pul yok. Zıçsalar onu yiyecek durumdalar. Bi kaç eleman gidiyor şehre aç, fakir samurayları ayartmaya çalışıyolar. Yemeğinizi verelim (o da sadece pirinç), sizde bizi eşkiyalardan koruyun!! Tabi samuray toplaması baya zaman oluyor ve 2 si kolpa olmak şartıyla 7 tane samuray buluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köye gidiyorlar ama götü boklu köylüler dışar çıkmıyor. Yani Japon kültürüne bakıldığında bunlar eşkıyalardan ne kadar nefret ediyorsa, samuraylardan da nefret ediyor. Adamlar götünüz kurtarmaya gelmiş. Siz ise ohooo.. İnsanlık zaten böyle bağnaz insanlardan çekmedi mi ak?? Kast sistemi heryerde var arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse gelelim Samuraylara. 1. samurayımız Kambei başıboştur. Yani efendisizdir. Aslında filmin adı Seven Ronin olsa daha mantıklı olurdu. Hiçbirinin efendisi olduğunu sanmıyorum. Yoksa efendin varken nereye gidiyosun derler adama. Samuray karakterleri öyle seçilmiş ki, 7 tane bambaşka insan. Sen bunları nasıl yaptın lan Kurosawa diyesimiz gelir. 7. çakma Samurai Kikuçiyo tam bi baş belası. Adam daki mimikler olsun, tavırlar olsun hiçbir filmde böyle bir karakteri göremezsiniz sanırım. Zaten filmi izleyenlerin yüzde90 ının favorisidir bu karakter. 1. Samuray Kambei ise ekibin başı ve zeka küpü. 2. Samuray Gorobei ise biraz sönük bi karakter fekat Kambei' nin sağ kolu gibi birşey oluyor tak diye. 3. samuray Shichiroji de zamanında Kambei' nin yardımcısıymış. 4. samurayımız ise grubun moral kaynağı Heihachi. 5. samuray da Kambei ye yalvaran abi beni yanına al adam et diyen aristokrat piji Katsushiro, Manzo' nun kızına abayı yakar tabi sonradan. 6. samuray Kyuzo ise tam bir gurur timsali, pek bir asildir kendisi. 7. samurayımız Kikuçiyo ise taa başından beri köye kadar bunlar takip etmiş. Başta mal gibi gözüken ama çok zeki ve çevik bi akla sahiptir. Köylülerle diyaloğu muhteşemdir. Gösterişi sevdiği için kılıcı diğerlerinden uzundur ahah.. Eşkiyaları es geçmeyelim. Capon kültüründe eşkıyalar da eşkıya gibi davranırmış tam. Yani köyü zayıf diye saldırmaz, isterse İmparator olsun köyde yine de saldırırlar. Ayrım yok. Ve çarpışma sırasında arkadaşlarını bırakıp kaçmazlar. Son adam kalana kadar savaşır elemanlar. Köylüler için fazla birşey söylemeye gerek yok. Filmi izlerken ne gereksiz insanlar diyebilirsiniz. Tipler o kadar ezik ki arkadaş. Ne kadar gerçekçi oynamışlar. Belki de harbi eziktirler. Köylülerden Rikichi eh biraz içlerinde adam olan. Karısının hikayesi de bambaşkadır. Filmde öğrenince niye öyle olmuş lan diyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin son sahnesi ise Kambei' nin 2 çift lafıyla herşeyi anlatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2007/11/seven-samurai.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 515px; height: 318px;" src="http://www.sinemablog.com/wp-content/uploads/2007/11/seven-samurai.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-5778078282743690756?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/5778078282743690756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/seven-samurai.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5778078282743690756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5778078282743690756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/seven-samurai.html' title='Seven Samurai'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-3668583232936929474</id><published>2009-11-14T20:08:00.004+02:00</published><updated>2009-11-14T20:28:31.539+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film Kritik'/><title type='text'>12 Angry Men</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.movieposter.com/posters/archive/main/17/b70-8531"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 350px; height: 543px;" src="http://www.movieposter.com/posters/archive/main/17/b70-8531" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 153, 51);"&gt;Henry Fonda, gönlüm onda!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1957 yapımı, siyah-beyaz, oscarsız, 8.9 puanlı bi film..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriş sahnesi ve son sahnesi hariç tek mekanda geçiyor filmimiz. Bu 12 abimiz sanığın çocuk olduğu bir dava da jüricilik oynamaktadır. Bu 12 elemanın seçilmesi nasıl yapılmış bilmiyorum ama cuk oturmuş desem yeridir. Her cins adam var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinayet davası olduğu için 12/12 oylama şarttır. Fakat Henry Fonda abimiz kıllığını yapmıştır. Sonradan vay efendim işim gücüm var, yok maça gideceğim diyen jüri elemanlarıyla ters düşer.&lt;br /&gt;Ve film ilerledikçe jüri elemanlarının önyargılarını nasıl kırmaya çabaladıklarını görüyorsunuz. Kolay değil tabi. Ortada insan hayatı olsa bile bu önyargı denen meret banamısın demiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatimi şu maça gidecek adam çekti. Chris Penn' in ya babası ya da amcası. Hık demiş burnundan düşmüş şerefsizim. 9. jüri üyesi Ed Begley ise kendinden beklenmeyen bir performans sergilemiş. Abi adam her filmde ibne yav. Allah rahmet eylesin de, ayıp olmasın ölünün arkasından konuşmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. jüri üyesi olan Henry Fonda filmin başında ipleri eline alıyor, atını dizginlemeden aynen devam ediyor. Filmin sonunda elemanlar hiçbir şey olmamış gibi mahkeme çıkışında nasıl ruh hallerindeyse öyle dağılıyorlar. Henry Fonda ödevimi yaptım, yıldızlı pekiyi aldım evime gidiyorum edası felan.. 3. jüri üyesi ise kendisinin ne bok olduğunun farkına varıyor. Gerçi hepsi farkına varıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse efendim, günümüzde böyle filmler pek çıkmıyor. Her ne kadar Agatha Christie " cıx boktan olmuş ki bu " dese de güzel filmdir. Zamanına göre senaryo yardırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyin, izletin..!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-3668583232936929474?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/3668583232936929474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/12-angry-men.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3668583232936929474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/3668583232936929474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/12-angry-men.html' title='12 Angry Men'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-7655277771840835349</id><published>2009-11-13T21:48:00.005+02:00</published><updated>2009-11-14T20:08:15.611+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik Şeysi'/><title type='text'>Müzik Nasıl Yapılır?</title><content type='html'>&lt;span class="postbody"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt;www.heavymetaltr.com için yazdığım bir yazı!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet arkadaşlar !! Bugün böyle bir başlık açayım dedim kendime. Bunun sebebinin altında ise BS nin efsane basçısı Geezer Butler ın sözü.. Ne demiş Butler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Bugünlerde yapılan müziği dinlemiyorum çünkü müzik enstrüman kabiliyeti ile yapılır, bilgisayar programlarının ve prodüktörlerin kabiliyeti ile değil. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre müziğin en basit tanımı şu: Müzik, çeşitli enstrümanların çalındığı zaman ortaya çıkan melodidir. Anlayacağımız dilde böyle.&lt;br /&gt;Vikican ne demiş: "Müzik,sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur." Ve en genel tanımdan bahsetmiş. Bu kadar kafa kurcalamaya gerek yok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biliyoruz biz bunları felan fişman diyeceksiniz. Bazı noktalara değinmek istedim. Artık yaşadığımız çağda bilgisayar ön planda. Butler ın dediği gibi bi nevi müzik bilgisayar ile yapılmaz. Çünkü ne ruh vardır ne başka birşey.&lt;br /&gt;Bugün bilgisayar destekli çoğu şarkılara bakın !! Hepsi eğlence mekanlarında insanları eğlendirmek için yapılmış şeyler. Yani ticari bir ürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela Elektronik müzik felan deniyor. Bunu pek anlayabilmiş değilim. Çeşitli makinelerle ortaya çıkmış bir tür. Theremin, synthesizer gibi makinelerin ürettiği sesleri belli bir ritme oturtup, müzik budur deyip önümüze sürmekteler.. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://steampunkworkshop.com/images/steampunk-synthesizer.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 506px; height: 794px;" src="http://steampunkworkshop.com/images/steampunk-synthesizer.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Görmüş olduğunuz vatandaş bu iş için çok uygundur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte müziğin özelliği, kendine has özgünlüğü kaybolmaktadır. Bu görmüş olduğunuz makineyi VST (Virtual Studio Technology) adı altındaki eklentiler ile bilgisayarımızda kullanabiliyoruz. Örneğin; FL Studio, Sonar, Audacity, Adobe Audition, vs.. gibi gibi.. Bu yazılımlardan çokça piyasada bulunmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazılımlardan herhangi birini bilgisayarınıza kurun ve programı kurcalayın.. Az da olsa ne kastetmek istediğimi anlayacaksınız. FL Studio adlı programı zaman buldukça kurcalıyorum. Butonlara, cartına curtuna rastgele tıklıyorum ve farklı farklı sesler elde ediyorum, farklı ritmlere oturtuyorum..&lt;br /&gt;VE bu işin profesyonelleri bunları yapıp piyasaya Müzik adı altında sunuyorlar..&lt;br /&gt;Müzik bu mudur??&lt;br /&gt;Enstrüman çalan arkadaşlar !! İlk elinize aldığınız enstrümanınızı düşünün..&lt;br /&gt;Hatta ilk çaldığınız bir eseri düşünün..&lt;br /&gt;O duyguyu başka size ne yaşatabilir??&lt;br /&gt;Klavyede 2 tuşa basmak verebilir mi o duyguyu size??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TV yi açıp bir klip izleyin dikkatlice !! 2-3 ritmik ses ile 4-5 dakikalık şarkılar göreceksiniz. VE bu şahışlar biz bu işe emek verdik, yüreğimizi koyduk diye oraya buraya çıkıp albüm satma çabası içindeler..&lt;br /&gt;Sesi olmayan birini getirtip bir bilgisayar uzmanının ya da DJ in yapmış olduğu şeyin üzerine birşeyler gevelemek. Liriklerin ne olduğunu siz benden daha iyi bilirsiniz &lt;img src="http://www.heavymetaltr.com/modules/Forums/images/smiles/icon_smile.gif" alt="Smile" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işte Müzik' in M sine uyan hiçbirşey yoktur !!&lt;br /&gt;İki kafiyeli abudik gubidik laflar söyle, şuraya buraya bas.. Orayı burayı göster ve sahneden in.. Bu mudur olay??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alırsınız elinize enstrümanınızı, geçersiniz yerinize tıngır mıngır çalarsınız ve yaptığınız şeyden ne kadar zevk aldığınızı tabi ki ben tahmin edemem. Sadece ne kadar zevkli birşey yaptığınızın farkına varın.&lt;br /&gt;Bir senfoni orkestrasını izlediğimiz zaman, kişilerin arasındaki uyumamı hayran olursunuz? Yoksa çaldıklarına mı? Müzik öyle birşeydir işte.. Dünyevi zevklerin uç noktaya ulaştığını orada görebilirsiniz. Hem kendinizde hem o eseri sizleri sunanlarda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.salfordsymphony.org.uk/SalfordSymphonyOrchestra1948.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 515px; height: 383px;" src="http://www.salfordsymphony.org.uk/SalfordSymphonyOrchestra1948.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="postbody"&gt;Fotoğraftaki insanların yaşlarını tahmin edin sadece bu yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şöyle birşey var. RAP !!&lt;br /&gt;Zamanında çok dinledim ettim. Ne yazık ki Rap e müzik türü demem bi nevi ihanet gibi birşey olur. Yukarıda bahsettiklerim bunun içinde geçerli.. Ekstrası ne derseniz; liriksel olarak beni çok rahatsız ediyor. (İstisnalar hariç)&lt;br /&gt;Şarkı olgusu estetik isteyen birşeydir. Adam alıyor eline mikrofonu önüne gelene sayıp sövüyor ve şarkı söyledi oluyor. Her bilinçli müzik dinleyicisi bu duruma sinir olur arkadaşlar..&lt;br /&gt;Müzik' in amacı ile bu işin amacı farklıdır. Müzikte amaç kalkıpta sevmediğin insanlara sövüp saymak değildir.&lt;br /&gt;Aklınıza şu gelebilir; aşıkların atışması denen birşey var kardeş. Bunu demeniz için adam akıllı birkaç tane atışma dinlemeniz lazım !! Doğaçlama denen olay hani.. Sanatsal ve liriksel değerler hep ön plandadır. Kılıfına giydirmede diyebiliriz.. Öyle ağzına gelen şeyleri söylemek ile müzik yapılmaz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuyu bu kadar irdelememin sebebi, Müzik' in hayatımda çok büyük bir yer tutmasıdır.&lt;br /&gt;Müzik' i yapmaktan çok dinleyenler için daha önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Sonuçta çok fazla seçim yapma imkanımız yok &lt;img src="http://www.heavymetaltr.com/modules/Forums/images/smiles/icon_smile.gif" alt="Smile" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla Müziğimizi ancak ve ancak biz koruyabilir, biz sahip çıkabiliriz.. Tabi ki ayılıp bayıldığımız gruplarda da bu tür şeyler kullanılabilir. Ama hiçbir zaman ekten birşey olmamalı. Ve en önemlisi Müzik denmemeli ona..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik adı altında yapılan zırvalıklara prim vermemeniz dileğiyle...!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="postbody"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-7655277771840835349?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/7655277771840835349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/muzik-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/7655277771840835349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/7655277771840835349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/muzik-nasl-yaplr.html' title='Müzik Nasıl Yapılır?'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-1666342508203503331</id><published>2009-11-11T22:02:00.003+02:00</published><updated>2009-11-11T22:31:23.840+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Kritik'/><title type='text'>Hurin' in Çocukları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://yenisafak.com.tr/resim/site/ortadunyaa233d7f1a20a7827by.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 314px;" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/ortadunyaa233d7f1a20a7827by.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 0);"&gt;Hurin' in Çocukları - J.R.R. Tolkien&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;J.R.R. Tolkien' in öldükten sonra oğlu Christopher Tolkien tarafından yayımlanan kitap. Oğlu cidden başarılı bir iş çıkarmış. Uzun zaman oldu kitabı okuyalı ama etkisi hala var, o derece etkili yani..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın sürükleyici ve yalın bi anlatıma sahip olması artısı. Tolkien' in yarattığı dünyayı anlamak hiçte kolay değil. Hurin'in Çocukları Orta Dünya' da 1. Çağ' da geçiyor. Yüzüklerin Efendisi ile pek ilgisi yok çünkü LoTR 3. çağda geçmekteydi.&lt;br /&gt;Kitaptaki kötü karakter herkesin umduğu gibi Sauron değil, O nun efendisi Morgoth(Melkor). Öyle ki Melkor en güçlü Maialar dan olup, Manwe' nin kardeşidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morgoth' a değinirsek, kendisi Tolkien' in dünyasında yarattığı ve ilahi dinlerde şeytan denilen varlığın burada Melkor olmasıdır. Ve Iluvatar(Orta Dünya' nın yaratıcısı) tarafından karanlığa, Arda' nın dışına hapsedilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar Orta Dünya' da insanlar, Elfler, cüceler ve bilumum varlık pek bi güzel yaşarlarmış. Ta ki Morgoth, Angband' dan askerlerine dünyayı karanlığa boğmayı emrettiği zamana kadar. Ordularını toplamış etmiş ve salmış çayıra çimene yıka yıka yaka yaka ilerler olmuş orduları. Hurin' in başında olduğu kabile de katılmak zorundaydı bu savaşa ve diğer kabileler ve Elfler ile bu savaşa girmişler. Hurin' in o zaman Turin adında bir oğlu varmış ve güzeller güzeli eşi de 2. çocuğuna gebeymiş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Günler süren savaşların ardından gün Nirnaeth Arnoediad günüdür. Yani Sayısız Gözyaşı Savaşı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;.&lt;/span&gt; Orta Dünya' nın en hazinli olayıdır. Savaşı anlatıp insanları kızdırmayalım. Bu savaşta Hurin, Morgoth' a esir düştü ve Morgoth, Hurin çocuklarına lanet etti. Bundan sonra kitap Hurin oğlu Turin' e dönüyor ve Turin Turambar' ın başına gelenler anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada kitabın sonunda ağlamayan bizden değildir.!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-1666342508203503331?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/1666342508203503331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/hurin-in-cocuklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/1666342508203503331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/1666342508203503331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/hurin-in-cocuklar.html' title='Hurin&apos; in Çocukları'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-6037861768229756742</id><published>2009-11-11T16:34:00.004+02:00</published><updated>2009-11-11T17:07:03.754+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Film Kritik'/><title type='text'>To Kill A Mockingbird</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://teachers.greenville.k12.sc.us/sites/dmoir/Shared%20Documents/To%20Kill%20a%20Mockingbird.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 316px; height: 425px;" src="http://teachers.greenville.k12.sc.us/sites/dmoir/Shared%20Documents/To%20Kill%20a%20Mockingbird.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Her kim ki bir bülbülü öldürürse günah işlemiştir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harper Lee' nin en çok bilinen romanı(Pulitzer ödüllü ha) 1962 yılında beyaz perdeye aktarıldı. Filmde 2 tanıdık isim gözünüze çarpabilir. Gregory Peck ve Robert Duvall.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gregory Peck 50 sine yeni dayanmış, karakteri tamamiyle oturmuş bi abi olarak karşımıza çıkıyor. Hiçbir hareketini kaçırmamak için kasıyorsunuz filmi izlerken. Robert Duvall ise yeni yetme daha. Körpecik na böle.. Canlandırdığı karakteri söylemeyeyim de espirisi kaçmasın. Aleme akıcam yıkıcam ortalığı demiş bu filmde o da..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptaki karakterler ile oyuncu seçimi gerçekten başarılı olmuş. Dill tam bir fırlama, Jem yeri geldiğinde olgun, yeri geldiğinde çocuksu tam olarak. Atticus Finch' i ise filmi izledikten sonra sadece Gregory abi oynayabilirmiş diyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, En iyi Aktör, En iyi sanat yönetimi ve En iyi uyarlanan senaryo dalında Oscarcık almıştır.&lt;br /&gt;Her ne kadar soundtrack yelpazesi geniş olmasa da akılda kalıcı. Zaten o da Altın Küre ödülü almış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film 1930 ların Alabama, Maycomb kasabında geçmektedir. Atticus Finch (Peck), Ewell' ların kızına tecavüzden yargılanan Zenci abimiz Tom Robinson' ı savunan avukattır. Eh 30lu yıllarda zencilere nasıl davranıldığını söylememe gerek yok (hem kasaba hem de güney vay anam babam). Kasabalı tarafından ne kadar rahatsız edilse de Atticus Finch, geri adım atmamaktadır. Çapraz sorguda adamları öyle bi yamultur ki hayran kalırsınız. En iyi mahkeme filmlerinde hep 1. olur bu film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaptaki anlatım ve filmdeki anlatım aynı kişiye ait. Jean Louise Finch, yani Atticus' un küçük kızı Scout. Kitabı okurken bir çocuk gözünden büyüklerin dünyası nasıl görülür edilir vay anasını diyorsunuz. Kitapta yer alan Alexandra Hala filmde yer almamış. Ama olsun büyük bir eksiklik değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Arthur " Boo " Radley karakteri. Kitapta ve filmde hep gizem içindeydi kendisi. Evinden çıkmaz, yaşıyo mu ölü mü bilinmezdi. Kasaba çocuklarının ilgi odağıydı hep. Ama olaya öyle bir giriş yapıyor ki akıl almaz birşey. Ve insanları düşüncelere salıyor. Öyle bir insan böyle birşey yapabilir mi??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 153, 0);"&gt;Herkesin içinde az da olsa Boo Radley lik vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bülbülü öldürmek neden mi günah?? Çünkü onlar sizi eğlendirmek için müzik yaparlar, bahçelerinize zarar vermezler..!!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-6037861768229756742?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/6037861768229756742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/to-kill-mockingbird.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/6037861768229756742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/6037861768229756742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/to-kill-mockingbird.html' title='To Kill A Mockingbird'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-5291906133375769781</id><published>2009-11-11T16:09:00.003+02:00</published><updated>2009-11-11T16:33:50.734+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='God Of War'/><title type='text'>Kratos yeryüzüne indiğinde, tüm ölümlüler titredi. Lanetinden korktular O' nun. Oysa lanetli değildi; sadece aldatılmıştı...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SvrHiGS910I/AAAAAAAAAAc/3yRPugffEV0/s1600-h/god_of_war_chains_of_olympus_06-l.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 259px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SvrHiGS910I/AAAAAAAAAAc/3yRPugffEV0/s320/god_of_war_chains_of_olympus_06-l.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402850091603973954" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ares'in Aski' na...!!?                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duman nedeniyle kisilmis gözleri insani delip geçen bakislarla, üst üste yigillmis insan cesetleri nedeniyle köy meydanindan çok, mezbahane avlusuna dönmüs alani çabucak taradi; kendi adamlarindan baska kimse ayakta kalmamisti. Delici bakislar katliam alanindan yükselip, henüz dün gece ev diye tabir edilen atesten kararmis harebelere dogru çevrildi, bu cehennemin ortasinda kendi emriyle dokunulmamis -ki aslinda sona birakilmis tek yapi olan mabede odakladi. Ögle günesi sayesinde, duvarlarini boydan boya suçsuz insanlarin kaniyla boyanmis olmasina inatla inci gibi parildayan tapinaga dogru yollandi. Bunu her baskinn sonrasinda mutlaka yapardi; kendi Tanrisinin düsmani olan Tanrinin mabedini yok etmeyi hep en sona birakirdi; ne de olsa tatli en son yenirdi.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agir ve sakin adimlarla mabede uzanan merdivenleri tirmanmaya basladi. Az sonra olacaklardan habersiz herhangi biri onu görse, bu sakin tavrindan ancak tapinmaya giden bir mürid oldugunu düsünürdü. Mabed kapisinin önüne geldiginde, gümüsten islenmis Athena Minyatürlerinin üzerinde miskince oynasan günes isinlari gözlerini kamastirdi. Günesin yansimasiyla daha da kisilan gözleri ögle vakti olmasina karsinn mabed kapisinin ardindan herhangi bir isik kaynaginin disari süzülmedigini tespit etti.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu farkindalik bir anda içini nese ile doldurdu, demek ki bazi ahmaklar Savas Tanrisi Yüce Ares'in sampiyonu, Sparta Ordularinin Yenilmez Generali Kratos'tan saklanabilecekleri yanilgisina düsmüslerdi. Için için güldü, hayatlarinin son nefes alisverislerini gerçeklestirdiklerinden habersiz bu ahmakça umuda siginarak, bu sabah üzerlerine çöken cehennemde ayakta kalmaya çalisan bu insanlari Kratos daha fazla yormayacakti. Mabede siginan son canli köylülerin, Kratos'un ikiz kiliçlarinin kapiyi ilk zorlamalariyla birlikte yüreklerindeki firtina içerisinde sönmemesine ugrastiklari umut atesi, uzaklara dogru kanat çirpti.  &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;Ares'in Kratos'a nefes aldigi her saniye kendisini hatirlamasi için bileklerinden dirseklerine kadar kizgin zincirlerle dolanmis olan ikiz kiliçlari, kollarinin uzantisi gibi ustalikla kullanan Kratos'un, önce yavas sonra da giderek hizlanan temposuyla ikiz kiliçlar havada raks ediyor, kapi üzerinde açtiklari her yeni yarikla Kratos; kapiya daha da etkili darbeler indirebilmek için vücüd devinimini arttiriyordu. Saniyeler içerisinde mabedin sözde arkadan desteklenmis kapisi Kratos'un aç kiliçlari karsisinda diz çökme zorunda kaldi, daha da kisa bir süre içerisinde de kopan insan baslari, ikiz kiliçlarin sonu gelmeyen raksina eslik eder olmuslardi. Kratos bu köyü de temizlemis, canini adadigi Savas Tanrisi Ares'in onuruna yeni bir zafer daha kazanmisti.           &lt;br /&gt;Tanrisina sükranlarini sunmak için diz çöken Kratos'un keskin gözleri yerde yatan bir cesedin kestane rengi saçlarina takildi. Bu rengi çok severdi çünkü bu renk dünyada kendisini anlamaya çalisan tek insan olan karisinin saç rengiydi. Gözleri, buraya saklanma ahmakligini gösteren rezil kadinin yüzüne dogru inerken, bakislari kadinin artik görmeyen gözlerine takildi. Ancak o an fark edebildi, az önce dogramis oldugu kadinin kendi karisi oldugunu. Zihni olanlardaki yanlisligi idrak edebilmek için çiglik atarken Kratos'un korkuyla genislemis artik sakin olmayan gözlerindeki bakislar, zavalli kadinin bacagina son bir hamleyle sarilmaya çalismis küçük bir kiz çocugunun cesedinde son buldu.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz babasinin kahramanlik hikayelerini dahi dinleyecek yasa varamadan, kendi elleriyle katlettigi öz yavrusunun görüntüsü Kratos için bile fazlaydi. Sükranlarini sunmak için diz çöktügü yerde zihni uyusmus sekilde, adamlari onu ay yükseldikten sonra gelip onu; mabed içerisinde soka girmis sekilde bulana kadar Kratos yasadiginin bile farkinda olmadan öylece yigilip kaldi. Katliam gününün ardindan 10 yil sürecek yari delilik ve kabuslarla dolu bir süre zarfinin ardindan Kratos Olimpos'un Tanrilarina yalvardi. Tanrlar da ona, o sirada Atina'ya dogru yikim ve katliam için ordulariyla yol almakta olan, sözde kurtaricisi Savas Tanrisi Ares'i öldürmesi karsiliginda geçmisteki hatalarini affedecekleri sözünü verdiler.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kratos' un kabus ve günahlarindan arinabilmek için zorunlu olarak seçmis oldugu kanli serüveni; ilk oyunda nefessiz sekilde yasamis, hain Ares' ten Kratos' un intikamini yudum yudum almistik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-5291906133375769781?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/5291906133375769781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/kratos-yeryuzune-indiginde-tum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5291906133375769781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/5291906133375769781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/kratos-yeryuzune-indiginde-tum.html' title='Kratos yeryüzüne indiğinde, tüm ölümlüler titredi. Lanetinden korktular O&apos; nun. Oysa lanetli değildi; sadece aldatılmıştı...'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SvrHiGS910I/AAAAAAAAAAc/3yRPugffEV0/s72-c/god_of_war_chains_of_olympus_06-l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1174126471932998758.post-6250258537612330308</id><published>2009-11-11T15:49:00.000+02:00</published><updated>2009-11-11T16:33:23.736+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanım'/><title type='text'>WHY???</title><content type='html'>Evet, bende can sıkıntısından dolayı blog açanlardanım. Zaman geçtikçe wtf diyeceğiniz bir blog olması tamamen benim keyfiyetimdendir. Aklıma ne gelirse ne eserse onları yazacağım. Hükümete indirme bindirme, kapitalizme kösteklik ya da popo yalama yapabilirim.&lt;br /&gt;Yazacaklarım, söyleyeceklerim ne kişileri, kurumları bağlar, ne de beni bağlar.. Blogun belli bir profili yok.&lt;br /&gt;Blog ismi ya da uzantısı size blog hakkında fikirler vermesin. O an aklıma ne gelmişse onu yazmışımdır(5 dk olmuyor daha). Okurken sövmek, beddua etmek serbest..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi sağlıcakla...!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1174126471932998758-6250258537612330308?l=revengeofkratos.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/feeds/6250258537612330308/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/why.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/6250258537612330308'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1174126471932998758/posts/default/6250258537612330308'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://revengeofkratos.blogspot.com/2009/11/why.html' title='WHY???'/><author><name>Ender Koçyiğit</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10153438311298678718</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='21' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_9TEkDIbbfWY/SxbjV_uS2uI/AAAAAAAAAAw/dS51BtgjuNI/S220/eeeee.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
